İstanbul’da son günlerde etkili olan şiddetli yağışlar, birçok konut ve iş yerinde su baskınlarına neden olurken önemli ölçüde maddi zararı da beraberinde getirdi. Yaşanan sel felaketi, doğal afetlerin yol açtığı zararların hukuki açıdan nasıl karşılanabileceği sorusunu yeniden gündeme taşıdı.

Sel ve su baskınlarından zarar gören kişilerin, oluşan zararları belgelemeleri ve haklarını korumak amacıyla gerekli hukuki işlemleri zamanında başlatmaları büyük önem taşımaktadır.

Peki, sel nedeniyle evi, iş yeri veya eşyaları zarar gören kişiler hangi hukuki yollara başvurabilir? Meydana gelen zararlardan kimler sorumlu tutulabilir?

1. Sel Sonrasında İlk Olarak Ne Yapılmalıdır?

Sel nedeniyle meydana gelen zararların tazmin edilebilmesi bakımından öncelikle zararın varlığının ve kapsamının ispatlanması gerekir.

Bu nedenle can güvenliği sağlandıktan sonra, mümkün olduğu ölçüde hasarlı alanların fotoğraf ve video kayıtlarıyla belgelenmesi önemlidir. Konut veya iş yerindeki su seviyesi, zarar gören eşyalar, duvarlar, zeminler, elektrik tesisatları ve binanın çevresindeki mevcut durum kayıt altına alınmalıdır.

Zarar gören eşya ve cihazların listesi hazırlanmalı; mevcutsa bunlara ilişkin fatura, garanti belgesi ve onarım kayıtları muhafaza edilmelidir.

Özellikle zarar gören eşyaların, hasar tespiti yapılmadan önce elden çıkarılmaması önerilmektedir. Ancak sağlık ve güvenlik nedeniyle derhal uzaklaştırılması gereken eşyalara ilişkin fotoğraf, video ve mümkünse tutanak düzenlenmesi, sonradan ortaya çıkabilecek ispat sorunlarının önlenmesine yardımcı olacaktır.

2. Sel Nedeniyle Oluşan Zararlar İçin Sigorta Şirketine Başvurulabilir mi?

Sel ve su baskınlarından kaynaklanan zararların sigorta kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı, mevcut sigorta poliçesinin teminatlarına göre belirlenir.

Konut, iş yeri ve ticari işletme sigortalarında sel ve su baskını riskine ilişkin teminatlar bulunabilmektedir. Ancak her sigorta poliçesi bu zararları kendiliğinden karşılamaz.

Bu nedenle poliçenin kapsamı, teminat limitleri, muafiyetler ve istisnalar incelenmelidir.

Sigorta kapsamında olabilecek bir zararın meydana gelmesi halinde sigorta şirketine gecikmeksizin ihbarda bulunulmalı ve hasar tespiti talep edilmelidir.

Apartman veya site içerisinde meydana gelen zararlarda, ortak alanlar ve bina için yaptırılmış sigorta poliçelerinin de incelenmesi gerekebilir.

Önemle belirtmek gerekir ki zorunlu deprem sigortası (DASK), tek başına sel ve su baskını zararlarını karşılayan genel bir sigorta niteliğinde değildir.

3. Sel Zararlarından Belediye veya Diğer Kamu Kurumları Sorumlu Tutulabilir mi?

Sel ve su baskınlarının doğal olaylardan kaynaklanması, meydana gelen her zararın kaçınılmaz olduğu veya hiçbir kurumun sorumluluğunun bulunmadığı anlamına gelmez.

Örneğin;

  • Yağmur suyu tahliye sistemlerinin yetersiz olması,
  • Mazgal ve giderlerin bakımının yapılmaması,
  • Altyapı çalışmalarında gerekli önlemlerin alınmaması,
  • Dere yatakları ve su tahliye alanlarıyla ilgili gerekli tedbirlerin ihmal edilmesi,

gibi durumların zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olması halinde ilgili idarenin hukuki sorumluluğu gündeme gelebilir.

Bu tür olaylarda idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, zararla idarenin eylem veya ihmali arasındaki illiyet bağı ve olayın özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Şartların oluşması halinde ilgili belediyeye, su ve kanalizasyon idaresine veya sorumlu diğer kamu kurumlarına karşı tazminat talebinde bulunulması mümkündür.

Ancak şiddetli yağış nedeniyle zarar meydana gelmiş olması, tek başına ilgili idarenin tazminat sorumluluğunu doğurmaz.

4. Komşu Taşınmazlardan veya İnşaat Çalışmalarından Kaynaklanan Zararlar

Bazı su baskınlarında zararın meydana gelmesine yalnızca yağışın şiddeti değil, çevredeki taşınmazların kullanımı veya yürütülen inşaat faaliyetleri de neden olabilir.

Örneğin komşu taşınmazda yapılan bir müdahalenin suyun doğal akışını değiştirmesi, izinsiz yapıların tahliye kanallarını kapatması veya inşaat malzemelerinin giderleri tıkaması sonucunda çevredeki konut ve iş yerleri zarar görebilir.

Bu durumda zarara neden olan taşınmaz malikinin, yapı malikinin, yüklenicinin veya diğer sorumluların tazminat yükümlülüğü gündeme gelebilir.

Sorumluluğun belirlenebilmesi için olayın meydana geliş şeklinin, kusur durumunun ve zararla ilgili davranış arasındaki nedensellik bağının incelenmesi gerekir.

5. Sel Nedeniyle Meydana Gelen Zararlar İçin Delil Tespiti Yapılabilir mi?

Sel sonrasında ortaya çıkan zararın mahkeme aracılığıyla tespit edilmesi, ileride açılabilecek tazminat davaları bakımından önemli bir hukuki imkândır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 400 ve devamı maddeleri uyarınca, şartların bulunması halinde mahkemeden delil tespiti talep edilebilir.

Özellikle su baskını sonrasında temizlik ve onarım çalışmalarının başlamasıyla birlikte zarar gören alanların ilk durumunun değişmesi mümkündür.

Bu nedenle delillerin kaybolması veya ileride incelenmesinin güçleşmesi ihtimali bulunan durumlarda, mahkemeden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması istenebilir.

Delil tespiti sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu, zararın niteliğinin ve kapsamının ortaya konulmasına yardımcı olabilir.

Bununla birlikte delil tespiti kararı, zararın mutlaka tazmin edileceği anlamına gelmez. Tazminat sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.

6. Selden Zarar Gören İşletmelerin Hakları Nelerdir?

Sel ve su baskınları ticari işletmeler bakımından yalnızca fiziksel hasarlara değil, ticari faaliyetlerin aksamasına ve ekonomik kayıplara da neden olabilir.

İşletmelerin zarar gören makine, ekipman, ticari mal ve stoklarını kayıt altına almaları; bunlara ilişkin fatura, irsaliye, stok kayıtları ve muhasebe belgelerini muhafaza etmeleri önemlidir.

Ayrıca faaliyetin durması nedeniyle ortaya çıkan kazanç kayıpları da somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirmeye konu olabilir.

Sel nedeniyle sözleşmeden doğan edimlerini yerine getiremeyen işletmeler bakımından mücbir sebep hükümlerinin uygulanması gündeme gelebilir. Ancak bir olayın mücbir sebep niteliğinde olması, her sözleşmesel yükümlülüğün kendiliğinden sona ermesi veya askıya alınması sonucunu doğurmaz.

Sözleşmenin hükümleri, olayın borcun ifasına etkisi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirilmelidir.

Bu süreçte işletmelerin sözleşme taraflarını zamanında bilgilendirmeleri ve yaşanan aksaklıkları belgelendirmeleri olası uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

7. Sel Nedeniyle Oluşan Zararlar İçin Devlet Desteği Alınabilir mi?

Sel ve su baskını gibi afetlerden etkilenen kişiler bakımından, ilgili kamu kurumları tarafından sağlanan sosyal yardım ve destek mekanizmalarına başvurulması mümkündür.

Bu kapsamda valilikler, kaymakamlıklar, AFAD ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından yapılan duyuruların takip edilmesi önemlidir.

Ancak afet meydana gelmesi, zarar gören tüm kişilerin zararlarının devlet tarafından eksiksiz karşılanacağı anlamına gelmez.

Yardımlardan yararlanma koşulları; afetin niteliğine, yürürlükteki düzenlemelere, başvuru sürelerine ve ilgili destek programının şartlarına göre değişiklik gösterebilir.

Bu nedenle zarar gören kişilerin resmi başvuru yollarını ve ilan edilen süreleri takip etmeleri gerekir.

8. Sel Nedeniyle Tazminat Davası Açılabilir mi?

Sel ve su baskınları sonucunda meydana gelen maddi zararların tazmini amacıyla, olayın özelliklerine göre özel hukuk kişilerine veya kamu idarelerine karşı hukuki yollara başvurulabilir.

Ancak hangi mahkemenin görevli olduğu, kime karşı talepte bulunulacağı ve hangi sürelerin uygulanacağı, zarara neden olan olayın hukuki niteliğine göre değişmektedir.

Özellikle idarenin eylemlerinden kaynaklandığı ileri sürülen zararlar bakımından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenen idari başvuru ve dava açma süreleri dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle zararın meydana gelmesinden sonra yalnızca maddi kaybın değil, hukuki başvuru yollarının ve sürelerinin de değerlendirilmesi önemlidir.

Sonuç

Sel ve su baskınları sonucunda ortaya çıkan zararların tazmini, her olayın kendine özgü koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi gereken hukuki bir süreçtir.

Zararın zamanında belgelenmesi, sigorta teminatlarının incelenmesi, gerektiğinde delil tespiti yoluna başvurulması ve sorumlu kişi veya kurumların belirlenmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Malabega Hukuk olarak İstanbul’da yaşanan sel felaketinden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Bir Cevap Yazın